|
KOCAELİ’DE TARIM
İLİN GENEL TANIMI :
Kocaeli ili Marmara bölgesinin doğusunda yer alır. Kuzeyinde Karadeniz ve
İstanbul, doğusunda Sakarya ili, güneyinde Bursa, batısında İstanbul ve
Marmara denizi bulunmaktadır.
Asya ile Avrupa’yı birleştiren önemli bir yol kavşağında bulunan Kocaeli
ilinin yüz ölçümü 3.527 kilometrekare, nüfusu 1.206 bindir. İlimiz; 7
ilçe(Merkez ilçe-İzmit, Gebze, Gölcük, Kandıra, Karamürsel, Derince ve
Körfez) bu ilçelerde 45 belediye ve 242 köyden oluşmaktadır. Merkez İlçede
21 belediye, 68 köy bulunmaktadır. İl genelinde nüfusun yaklaşık % 60’ı
şehirde, % 40’ı ise köylerde yaşamaktadır.
Kocaeli ilinde araziler az yüksek, vadilerde fazla yarılmış yaylalar ve
tepeler halini almıştır. İkinci zamanda oluşmuş eski araziler, kalker
kayalar sularla fazla aşınmış dalgalı bir sahayı andırır. Dağlar güneyden
kuzeye doğru itilmiş gibidir. Suları genellikle Karadeniz’e akar.
İlin güneyinde Samanlı dağları bulunmaktadır. En yüksek tepesi Kar Tepedir
(1606 m), diğer dağlar ve tepeler ise; Dikmen dağı (1387 m), Naldöken dağı
(1125 m), Naz dağı (717 m), Çene dağ (646 m) ve Karatepe dağı (530 m) dır.
Kocaeli ilinin başlıca ovaları İzmit kenti ile Sapanca gölü arasında
uzanan düzlükler ile Dilovası’dır. Bunların dışında alanlar dalgalı
düzlüklerden oluşmakta olup % 0-5 meyilli alanlar yok denecek kadar azdır.
İlin iklimi İzmit körfezi kıyılarında ılık bir iklim, bu körfezin kuzey ve
güneyini kaplayan dağlık kısımlarda daha sert bir iklim gözükür. Sonuç
olarak Kocaeli ilinin ikliminin Akdeniz iklimi ile Karadeniz iklimi
arasında bir geçiş meydana getirdiği söylenebilir. Yazlar sıcak ve az
yağışlı, kışlar yağışlı ve nispeten ılık geçer. Kocaeli’nin Karadeniz’e
bakan kıyıları ile güneyde İzmit körfezine bakan kıyıların arasında büyük
farklılıklar göze çarpar. Kuzeyde Karadeniz kıyılarında kışlar soğuk
olmasına rağmen güneyde kışlar ılıktır. Yağışlar kuzeyden güneye doğru
azalır. Karadeniz kıyısında yıllık ortalama yağış miktarı 1000 mm yi
geçerken İzmit’te 784,6 mm dir. İlin yıllık ortalama yağış miktarı 764
mm.dir.
Kocaeli’nin bitki örtüsü, genelde Marmara Bölgesi özelliğini taşımakla
birlikte, kıyısıyla dağlık alanlar arasında önemli farklılıklar görülür.
Ayrıca kuzeyden güneye doğru gidildikçe Karadeniz kıyısına özgü bitki
topluluklarının yerini Akdeniz bitkileri almaya başlar.
Samanlı dağları ile Karadeniz kıyısı ardındaki alanlar sık ve nemcil
ormanlarla kaplıdır. Bu ormanlar daha çok kayından oluşur. Bazı kesimlerde
kayına gürgen, kestane ve meşe de karışır. Samanlı dağlarının yüksek
kesimleri iğne yapraklılarla örtülüdür. İzmit körfezi’nin kuzey ve
doğusunda Akdeniz iklimine özgü makilere rastlanır.
NÜFUS :
Kocaeli, nüfus büyüklüğü açısından ülkemizin önemli illerinden biridir.
İlimizde sanayi ve hizmet sektörünün gelişmesi nüfus hareketlerini de
önemli ölçüde etkilemektedir. Doğal artışın yanı sıra göç yoluyla da
oluşan artış, ülkemiz ortalamasının çok üstündedir. Kocaeli İli 1.206.085
nüfusa sahip olup km2’ye 344 kişi düşmektedir. Bu nüfusun % 40’ı bucak ve
köylerde % 60’ı kent merkezinde oturmaktadır. Nüfus ortalama artış hızı
binde 27.04 tür.
Tablo 1 : İLÇELER İTİBARİYLE ŞEHİR VE KÖY NÜFUSLARI
|
İLÇESİ
|
YÜZÖLÇÜMÜ
(Km ² ) |
TOPLAM
NÜFUS |
ŞEHİR
NÜFUSU |
ORANI
(%) |
KÖY NÜFUSU
|
ORANI
(%) |
|
İZMİT MRK.
|
996
|
373.034
|
195.699
|
52.46
|
177.335
|
47,53
|
|
DERİNCE
|
223
|
97.283
|
93.997
|
96,62
|
3.286
|
03,37
|
|
GEBZE
|
604
|
421.932
|
253.487
|
60.07
|
168.445
|
39.92
|
|
GÖLCÜK
|
199
|
107.615
|
55.790
|
51,84
|
51.825
|
48,15
|
|
KANDIRA
|
933
|
52.418
|
12.641
|
24,11
|
39.777
|
75,88
|
|
K.MÜRSEL
|
258
|
48.508
|
29.353
|
60.51
|
19.155
|
39.48
|
|
KÖRFEZ
|
314
|
105.295
|
81.938
|
77,81
|
23.357
|
22,18
|
|
TOPLAM
|
3.527
|
1.206.085
|
722.905
|
59.93
|
483.180
|
40.06
|
Kaynak :
Kocaeli Valiliği
KOCAELİ EKONOMİSİNİN SEKTÖREL DAĞILIMI
Kocaeli yüzölçümü itibariyle Türkiye’nin en küçük illerinden biri olmakla
birlikte Ülkenin sanayi üretimi içinde %14.7’lik üretim payı ile
sanayileşme hızı bakımından ülkemizin önde gelen illerinden biri
durumundadır. İl Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH)' nin sektörler
itibariyle dağılımına bakıldığında; %70'lik pay ile Sanayi Sektörü hakim
sektör konumundadır. Hizmet Sektörü % 27' lik pay ile 2. sırada yer
almakta ve ağırlığı her geçen yıl artmaktadır. Tarım Sektörü' nün il GSYİH
içindeki payı ise % 3' tür. Tarımın ekonomideki payının az görünmesinin
nedeni ilimizdeki sanayinin çok fazla olmasındandır. Fakat tarımsal
değerler bakımından ülkemizdeki yeri 41. sıradadır.
Tablo 2 : KOCAELİ İLİ EKONOMİSİNİN SEKTÖREL DAĞILIMI
|
SEKTÖRLER |
% ORAN |
TARIM
|
3 |
|
SANAYİ |
70 |
|
HİZMET |
27 |
|
TOPLAM |
100 |
KOCAELİ’DE TARIM ve ARAZİ KULLANIM DURUMU
Gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun tarım, tüm ülkeler için insanların
temel ihtiyaçlarını karşılaması nedeniyle hayati öneme sahiptir. Çağımızın
en son teknolojik olanaklarına sahip gelişmiş ülkeler de tarımsal üretimin
vazgeçilemez olduğunun bilincindedirler. Bunun için dünyanın sanayide en
gelişmiş ülkeleri bu gün kendi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra dünyaya
tarımsal ürün de ihraç etmektedir. Dünyanın birçok bölgesinde yaşanan
savaşlar, hızlı nüfus artışları, kuraklık, temel ihtiyaç maddelerinin
yetersizliği nedeniyle yaşanan açlık ve ölümler tarımsal üretimin insanlar
için yaşamsal önemini çarpıcı bir şekilde göstermektedir.
Ülkemiz ekonomisinin en fazla milli gelire sahip illerinden biri olan
Kocaeli vergi ödemesi ve sanayileşme hızında Türkiye’nin en önde gelen
illerinden birisidir. İlimiz ekonomisi, sanayi ve hizmet sektörü ağırlıklı
olmasına rağmen, tarımsal üretime uygun ekosistemi, hızla çoğalan kent
nüfusunun temel ihtiyaçlarının karşılanması, nüfusunun yaklaşık % 40’lık
kısmını teşkil eden, belde ve köylerimizin büyük bir bölümünün tarım ve
hayvancılıkla geçimini sağlamakta olduğu, kent merkezinde oturup hala köy
katkılı ekonomik yaşam süren birçok ailenin bulunması, ilimiz tarımını
önemli kılmaktadır. Ayrıca tarımın kent ekonomisinde payı çok az
gözüküyorsa da tarımın kayıt dışı ekonomik katkısı görünenden çok daha
fazladır.
İlimizde, tarımda aktif aile başına 42 dekar işlenebilir arazi
düşmektedir. Üstelik bu araziler çok parçalıdır. Bu olgu il tarımını küçük
ve marjinal işletmelere knalize ettiğini ve tarımda dengesiz bir toprak
dağılımının olduğunu göstermektedir. Söz konusu yapı tarımda ekonomik
işletmeler kurulmasını zorlaştırmaktadır. Ayrıca uygulanan ekonomik
politikalar tarımsal çalışmaları yapılamaz hale getirmiştir.
İlimizin arazi varlığı 350,527 hektardır. Bunun 148,208 hektarı tarım
alanı, 11,628 hektarı çayır-mera, 150,105 hektarı orman ve fundalık alanı,
40,586 hektarı ise tarım dışı arazidir. Var olan 148,208 hektar tarım
arazisinin 19,235 hektarı sulanabilecek karakterde olmasına rağmen çeşitli
yöntemlerle ancak bunun 13,914 hektarı sulanabilmektedir. 134.294 hektar
alanda ise kuru tarım yapılmaktadır. Kullanılan tarım arazilerinin 131,350
hektarı tarla tarımı (buğday, arpa, yulaf, endüstri ve yem bitkileri ),
13,254 hektarı meyvelik ve bağdır.
Tablo 3 : KOCAELİ ARAZİ KULLANIM DURUMU
|
ARAZİ DAĞILIMI |
YÜZÖLÇÜMÜ (HEKTAR) |
|
TAIM ALANI |
148.208 |
|
ÇAYIR VE MERA |
11.628 |
|
ORMAN ve FUNDALIK |
150.105 |
|
TARIM DIŞI ALAN |
40.586 |
|
TOPLAM |
350.527 |
Kocaeli ilinde yetiştirilen tarımsal ürünler
Tahıllar; tarım arazilerinin önemli bir bölümünü kaplar. İl de hububat
ekilişleri ile münavebeli olarak, mısır ve ayçiçeği ekimi yapılmaktadır.
Genç nüfusun iş bulurum umuduyla kentlere göç etmesi sonucu kırsalda kalan
nüfusun yaşlanması, hububat ekilişinde tarla sürümünden hasadına kadar
bütün çalışmaların makine ile yapılması ile kolaylaşması nedeniyle
çiftçiler hububat ekilişlerini tercih etmektedirler. Her ne kadar buğday
fenolojisi ilimize uymuyorsa da bu kesimde yaşayanların geleneksel üretim
biçimidir buğday.Kocaeli ilinde toplam 53740 ha alanda tahıl ekimi
yapılmaktadır. Bunun 30.595 hektarı buğday, 9825 hektarı arpa, 13320
hektarı ise yulaftır. 11867 ha alanda ise dane, hasıl ve silajlık mısır
ekimi yapılmaktadır.
Yem bitkileri ekilişleri ve hayvancılık:
İnsan beslenmesi, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de
çağımızın sorunlarının başında gelmektedir. Beslenme denilince akla
yeterli ve dengeli beslenme gelir. Vücudun ihtiyaç duyduğu besin maddeleri
yeterli miktarda almak önemlidir. Yeterli ve dengeli beslenmenin başında
proteinli besinler gelir. Proteinli besin maddeleri iki kaynaktan
sağlanır.
Bunlardan birisi hayvansal kaynaklı proteinlerdir. Bunun içinde büyük ve
küçük baş hayvan yetiştiriciliği, birim hayvandan en fazla ürün almak ve
maliyetini en aza indirmek çok önemlidir.
İlimizde çayır-mera alanları yok denecek kadar az olması, ilin Anadolu,
Avrupa ulaşım yolu üzerinde bulunması hayvanları olası bulaşıcı hayvan
hastalıklarından korumak amacı hayvancılığımızın nitelik ve nicelik olarak
değişimine yol açmıştır. Bu anlamda ilimiz hayvancılığı mera
hayvancılığından kapalı ve yarı açık ahır hayvancılığına dönüşmüş, hayvan
sayısı azalırken saf ve melez ırkların sayısı artmıştır. Yarı açık
ahırların yaygınlaşmasında İzmit Ziraat Odasının uyguladığı AB destekli
yarı açık ahırlarda hayvan yetiştiriciliği eğitimi projesi ve yaptığı
yayım çalışmaları etkili olmuştur. Oluşan bilinç ve ekonomik koşullar
nedeniyle üreticilerimiz yarı açık ahırlarda kültür ırkı süt ve besi
hayvancılığına yönelirken var olan aile işletmeleri yerine ekonomik
işletmeler kurmaktadırlar. Geçmiş yıllarda hayvanların yem girdilerini
karşılamak üzere Özel İdare Müdürlüğünce desteklenen ve tarım İl Müdürlüğü
tarafından tohumu dağıtılan fiğ ve yonca ekiliş alanları katlanarak
artmış, ancak yem bitkileri ekilişi, genel ekiliş alanlarına göre yeterli
değildir. Ayrıca; 2006 yılında İl Müdürlüğü tarafından fiğ tohumu
getirilememesi büyük sorun olmuştur.
Ülkemizde kırmızı et üretiminin azalması sonucu ortaya çıkan hayvansal
protein açığını kapatmak için kullanılan ürünlerden biriside tavuk etidir.
Et ve yumurta tavukçuluğu, ilin en önde gelen hayvancılık kollarından
birisidir. Tavuk ürünleri üretiminde ilimizin en büyük avantajı,
Türkiye’nin en yoğun nüfus yapısına sahip olması ve büyük metropollere
yakınlığıdır. Tavukçuluğun gelişmesinde 1990’lı yıllarda uygulanan teşvik
programları ve firmaların günümüzde de işletmelerle uygulamasını
sürdürdüğü sözleşmeli üretim sistemi etkili olmuştur. İlin kanatlı üretimi
yıldan yıla artmış ancak bu sektör olumsuzluklardan kolayca
etkilenmiş/etkilenmektedir (kuş gribi gibi).
İlimiz ikliminin Karadeniz ve Akdeniz iklimi arasında geçiş bölgesi olması
nedeniyle florasının uygunluğu, Trakya gibi ayçiçeği ekiliş alanlarına
yakınlığının sağladığı avantajla İlimizde arıcılık yapılmakta ve her geçen
yıl arı koloni sayısı artmaktadır. İlimizde gezginci arıcılık
yapılmaktadır.
İlimizde koyun ve keçi yetiştiriciliği meraların yetersiz olmasına bağlı
olarak hızla gerilemektedir. İldeki koyunların büyük bir bölümü kıvırcık
ırkındandır. Az sayıda dağlıç ile meraklıların yetiştirdiği sakız koyunu
bulunmaktadır. Kocaeli’ de 58027 adet kültür ırkı ve melezi büyük baş,
54010 adet küçükbaş hayvan vardır.
Baklagiller : Genel olarak Kocaeli ilinde fasulye, bakla ve bezelyenin
ekiliş alanı 235 hektar civarındadır.
Sanayi Bitkileri : Kocaeli ilinde yaygın olarak keten üretimi yapılırken
bu gün sadece Kandıra ilçemizde keten tohumu ekimi yapılmaktadır.
Ülkemizde yağ açığının artması ile Ayçiçeği ekiliş alanları da
yaygınlaşmaktadır. Ayçiçeği ve mısır tahıllarla münavebeli olarak
ekilmektedir. İlde toplam ayçiçeği ekiliş alanı 1186 hektar, şeker pancarı
ekiliş alanı ise 55 hektardır.
Sebzecilik, Seracılık ve meyvecilik: Çevresinde yer alan yüksek dağlarla
kuzey rüzgarlarından korunan, ılıman iklimli körfez çevresi sebzeciliğe
çok uygundur. Ulaşımın gelişmesi, tüketim merkezlerine yakınlık, meyve ve
sebze yetiştiriciliğinin üreticilere iyi gelir getirmesi nedeniyle bölgede
sebzeciliği yapılabilir kılmaktadır. Üreticiye sağlanan desteklerle birim
alanda daha fazla ürün almak üzere seralarda sebzecilik son yıllarda hızlı
bir gelişme göstermiştir. Merkez, Karamürsel ve Gebze ilçelerimiz ve
köylerinde yaygın olarak seracılık yapılmaktadır. Seracılığın geliştiği
yerler merkez ilçede; Bayraktar, Kullar, Yuvacık, Eşme ve çevresi, Gebze
ilçesinde Kadıllı, Karamürsel ilçesinde Tepeköy’ dür. Bu seralarda
özellikle hiyar, domates, marul ve taze fasulye yetiştiriciliği
yapılmaktadır.
Elma bölgede en çok üretilen meyvedir. Eşme ayvası ülke çapında ünlüdür.
İl tarımında, incir, erik, şeftali, fındık üretimi de önemli bir yer
tutmaktadır. Merkez, Kandıra ve Karamürsel ilçelerinde çilek
yetiştiriciliği yaygınlaşmakta, üretici önemli gelir elde etmektedir.
Kocaeli ilinde, 3577 ha alanda sebzecilik yapılmaktadır. Sera alanı ise
453 dekardır. 13168 hektar alanda ise meyvecilik yapılmaktadır.
Kocaeli ilinin toplam arazi varlığı 350.527 hektar olup kullanımına göre
dağılımı tabloda görüldüğü gibidir.
Tablo 4 : KOCAELİ TARIM ARAZİLERİ KULLANIM DURUMU
|
TARLA TARIMI |
131.350 Ha |
|
SEBZE
|
3.392 Ha |
|
MEYVE |
13.254 Ha |
|
SÜS BİTKİLERİ |
32,033 Ha |
|
TOPLAM |
148.208 Ha |
İZMİT ZİRAAT ODASI VE TARIMA BAKIŞI
Özellikle belde ve köylerde geçimini tarımla sağlayan insanlarımızın
örgütlenmesinde en önemli mesleki kuruluş ve sivil toplum örgütü Ziraat
Odalarıdır. İzmit Ziraat Odası 1963 yılında kurulmuş olup günümüze kadar
faaliyetlerine devam etmektedir. Şu anda gerek üye gerekse temsilcilikler
vasıtasıyla İzmit’teki tüm belde ve köylerimizde temsil edilmektedir.6000
e yakın üyesiyle kentimizin en güçlü üye yapısına sahip sivil toplum
örgütlerinden biri olan odamız 6964 sayılı kanunla kurulmuş olup,
çiftçilerimizin mesleki hizmetlerini görmek, tarım sektörünün gelişmesine
çalışmak, devletin tarımsal plan ve programının gerçekleşmesine yardımcı
olmak, çiftçinin genel ihtiyaç ve mesleki faaliyetlerinde kolaylık,
birbirlerine ve devletle ilişkilerinde dürüstlük ve güveni hakim kılmak
amacıyla kurulmuş tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde sivil
yönetime sahip kuruluştur.
Çiftçilerin devlet ile ilişki ve işbirliğini sağlayan Ziraat Odalarının en
önemli görevlerinden biride çiftçilerimizin haklarını, menfaatlerini
korumak ve kollamaktır.
Hepimizin kabul edeceği gibi ziraat son yıllarda ülkemizde son derece
ihmal edilmiş, çiftçilik zor koşullarda adeta yapılamayacak duruma
gelmiştir. Az bir zaman öncesine kadar dünyanın kendi kendine yeten tarım
ürünleri yetiştirebilen yedi ülkesinden biri olan ülkemiz günümüzde
kurufasulye, nohut, mercimek, susam, buğday ve hayvan ithal eder duruma
gelmiştir. Ülkemizin her şeye rağmen sanayii anlayışı içinde olduğu
dönemlerde uygulanan yanlış tarım politikaları bu duruma gelmemizin en
önemli etkenleridir.
Her gün artan tarımsal girdi fiyatlarına karşın, maliyetlerinin altında
satılan tarımsal ürünler çiftçimizi ziraatı yapmamanın, yapmaktan daha iyi
olacağı bir duruma getirmiştir. Biz İzmit Ziraat Odası olarak bu durumun
en önemli nedenin devletimizin ulusal bir tarım politikası
belirlememesinin neden olduğu bilincinde olarak ülke tarımının kalkınması
için en önemli sorunun tarımsal üretim planlaması ve desteklemeleri olduğu
gerçeğini görmekteyiz.
KOCAELİ’DE TARIMIN SORUNLARI
1- Desteklemelerin tarımın vazgeçilmez unsurlarından olduğu
unutulmamalıdır. Ülkemizde uygulanmakta olan Doğrudan Gelir Desteği tek
başına değil, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi diğer tarımsal girdilerin (
gübre, tohum, ilaç gibi) de desteklenmesiyle, artırılarak yapılmalıdır.
Türk çiftçisinin Dünyadaki diğer rakipleri ile rekabet edebilmesi buna
bağlıdır. Tarımsal girdi alımında çiftçi tarafından verilen KDV ve ÖTV
oranının alınmaması bile çiftçiye verilecek en iyi destekleme olacaktır.
2- Ülkemiz insanlarının temel ihtiyaç maddelerinden olan hayvansal
ürünlerin temini, giderek zorlaşmaktadır. Bunun en önemli nedeni;
özellikle büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığımızda yaşanan ciddi
düşüşlerdir. Deprem sonrası hayvansal varlığı yarı yarıya düşen(1999 yılı
öncesinde İlimiz büyükbaş hayvan varlığı 102 bin iken günümüzde bu rakam
yaklaşık 60 bine düşmüştür). Bu önemli düşüşün birinci nedeni ekonomik
olamayan hayvancılıktan, üreticinin giderek uzaklaşmasıdır. Ancak 2002
yılı şubat ayından itibaren yaşanan et ve süt fiyatlarındaki canlanma
hayvancılığa yeni talepler oluşturmuştur.
Fakat 2005 yılında yaşanan dalgalanmalar hayvancılık işletmelerini zor
duruma sokmuştur. İlimizdeki hayvancılığın geliştirilmesine yönelik
hükümetin uygulayacağı politikalarda ilimizin mağduriyetinin giderilmesine
çalışılmalıdır. İlimiz Hayvancılıkta Kalkınmada Öncelikli Bölge kapsamına
alınmalıdır. Organize hayvancılık bölgeleri oluşturularak OSB lere
sağlanan teşvik ve muafiyetlerden faydalanması sağlanmalıdır. İlimiz
meralarımızın ve otlaklarımızın azlığı, arazi parçalanmasının çok fazla
olması ve çok küçük bir yüzölçümüne sahip olması nedeniyle Süt
İneklerinden ziyade Damızlık Hayvan Yetiştiriciliği için ideal bir
bölgedir. Kocaeli bu konuda gerekli destek ve teşvikler sağlanarak
ülkemizin damızlık hayvan ihtiyacının karşılanmasında hedef olmalıdır.
3- İlimizdeki ekonomik olarak sulanabilecek arazi varlığı 19.239 hektar
olup, bu rakam il tarım alanlarının %12.27 sine denk gelmektedir. Türkiye
genelinde ise tarım alanlarının 27 milyon hektar olduğu dikkate
alındığında bu alanın sadece 8,5 milyon hektarının (%31.8) ekonomik olarak
sulanabilecek yapıya sahiptir. Bu oran ilimizde yaklaşık 1/3 daha
düşüktür.
İlimizde devlet sulamalarının 1470 hektarı (%16,73) Devlet su işleri,
kalan 7319 hektarı(%83.27) ise Köy Hizmetler İl Müdürlüğünün Kocaeli
Büyükşehir Belediyesine devredilmesi ile Büyükşehir belediyesi tarafından
yürütülmektedir. Geri kalan kısmı ise halk sulaması olarak yapılmaktadır.
Kocaeli’ de gerek Devlet Su İşleri Gerekse Büyükşehir Belediyesi
sorumluluğunda olan 12 adet gölet bulunmaktadır. Ancak bu göletlerin
sulama amacı ile kullanımı kapasitelerinin çok altındadır. Bunun
nedenlerinin başında 1999 depreminden sonra sulama şebekelerinin hasar
görmesi ve trapez sulama şebekesi olan göletlerin de kanal temizlik
çalışması yapılmadığından dolayı atıl duruma geçmiştir. Göletlerimizin
kanal ve kanaletlerinin temizlenmesi ve kullanılabilir hale getirilmesi
gerekmektedir.
4- Devlet işletmesinde göletlerin yanı sıra İzmit Adapazarı arasında
bulunan Sapanca Gölü’ de İlimizin önemli su rezervuar alanlarından
birisidir. Marmara Bölgesi'nin doğu kesimin de, Adapazarı Ovasını İzmit
Körfezi oluğuna birleştiren uzun bir çukurun doğu yarısında yer alan tatlı
su gölüdür.
Özelikle Kocaeli de bazı sanayi kuruluşlarının ve geçmiş yıllarda faal
olan şu anda kapatılmış bulunan Seka fabrikasının kullanma suyu bu gölden
karşılanmakta idi. Göl kenarında bulunan pompa istasyonu ile su bu
fabrikaya ara terfi istasyonları sayesinde aktarılmakta idi. Yaklaşık
20-40 km uzaklıktaki sanayi kuruluşlarının kullanma suyu ihtiyacı da bu
gölden karşılanmaktadır.
İzmit Merkez ilçeye bağlı bulunan Eşme, Maşukiye, Uzuntarla beldeleri ile
Avluburun Köyü İzmit’te üretilen yaklaşık 14000 ton meyvenin büyük
bölümünü karşılamaktadır. Sapanca Bahsi geçen 3 belde ve 1 köy Sapanca
gölünün sulama amaçlı kullanıma açılmasıyla beraber meyvecilik alanlarında
sulama yapma imkanı bulacaklardır. Özellikle meyvecilik alanlarında
sulamanın verim ve kaliteyi artırdığı çok açık bir şekilde görülmektedir.
Sulama imkanı bulan üreticilerimiz modern tarımın gereği olan işlemleri
daha kolay yapabilecekler ve bu üretime de olumlu olarak yansıyacaktır.
Özellikle meyvecilik alanlarında son yıllarda kullanılmaya başlayan
damlama sulama sistemleri ile bitkinin ihtiyacı olan suyu zamanında ve
ihtiyaç olduğu kadar kullanma olanağı sağlanacaktır
5- İlimizin arazi yapısının parçalı ve ufak araziler şeklinde olması
nedeniyle her bir parçadan numune almak ve bu numuneleri çevre illerdeki
toprak tahlil laboratuarlarında tahlil ettirmek ufak aile işletmeleri için
mümkün olmadığından, fazla ve bilinçsizce kullanılan gübreler toprak
yapısının bozulmasına ve çevre kirliliğine yol açmaktadır. Bunların önüne
geçmek amacıyla İlimizde Toprak Tahlil Laboratuarı kurulmalı ve
üreticilerimiz eğitimden geçirilerek bunun önemi anlatılmalı ayrıca numune
alma ve laboratuara numunenin naklinde katkı sağlanmalıdır.
6- Özel İdarede olduğu gibi Sosyal Yardımlaşma Vakfı ve Orköy imkanları
tarımsal amaçlı üretimin yapılanmasına yönlendirilmelidir. Özellikle
Sosyal Yardımlaşma Vakfı tarafından finanse edilen projelerde , AB yolunda
ilerlediğimiz şu günlerde sosyal güvencesi olmayan insan kalmayacağı
sürekli telaffuz edilmekte olduğu halde projelerden faydalanacakların
kriterleri belirlenirken, Tarım Bağkur’ undan faydalanan üreticilerimizin
bu tip projelerden faydalanmalarının önüne geçilmektedir. Sosyal
Yardımlaşma Vakfı tarafından finanse edilen projelerde bu aksaklığın
giderilmesi gerekmektedir. Kocaeli Toprak ve arazi bakımından oldukça
fakir bir ildir. Bu nedenle birim alandan yüksek getirisi olan seracılık,
mantarcılık, çiçekçilik vb. tarımsal faaliyetler tercih edilerek
çiftçilere yöreye özgü projeler üretilmelidir. Bu projelerin uygulamasında
ürünün yetiştirme aşamalarından pazarlamasına kadar eğitim çalışmaları
düzenlenmelidir. İstanbul gibi bir metropole yakın olmanın avantajı ile
ilimiz topraklarını seralardan oluşan sebze bahçelerine dönüştürmek ve bu
ürünü İstanbul’a pazarlamak hedefler arasında olmalıdır.
7- Fındıkçılıkla geçimini sağlayan insanlarımızın mağduriyeti giderilerek
İzmit ilçemizin de fındık ekimi yapılabilecek alanlar içerisine alınması
sağlanmalıdır. İzmit gerek arazi yapısı gerekse ekosistem olarak fındık
ekimi için ideal bir bölgedir. Fındık alım merkezleri ilimizde mutlaka
kurulmalıdır.
8- Doğrudan Gelir Desteği vb. destekleme ödemeleri üretim sezonunu takip
eden yıl yapılmaktadır. Nihai ürüne desteklemeler en net sonuç
alınan,ticari olarak büyük çaplı tarımsal ürün üretmeyi teşvik eden ,
profesyonel çiftçiliği getiren bir destekleme yöntemidir. Oldukça iyi bir
yöntemdir. Ancak tarımsal sorunlarını aşmış , küçük çiftçi sayısı oldukça
azdır. Çiftçilerin yeterli sermaye büyüklüğüne sahip olduğu ülkeler için
nihai ürün desteklemeleri idealdir. Oysa Kocaeli nüfusunun yaklaşık %40 ‘ı
kırsalda yaşamakta, ortalama işletme büyüklüğü 4 ha. , işletmelerin çoğu
geçimlik , öz tüketime yönelik üretimde bulunmaktadır. Bu şartlarda nihai
üretime destekleme verilirse , çoğunluğu küçük çiftçi olan üreticimizin
ürüne ulaşarak desteklemeyi alması imkansız hale gelecektir. Mazotu
olmadığı için tarlasını süremeyen, parası olamadığı için kaliteli tohum
kullanamayan , gübresi olmadığı için tarlasına atamayan küçük çiftçinin
elinde sınırlı olan üretkenlik gücü de tamamen alınmış olacaktır. Bu
nedenle üreticimizin mutlaka ekim öncesinde ve ürününe göre bakım
döneminde desteklenmesi gerekmektedir. Çiftçiye yapılacak en iyi
destekleme zamanında yapılan desteklemedir. Yani üretici üreteceği ürünün
girdilerini ekim sezonundan önce temin etmekte ve maddi gücü yeterli
olmayan üreticilerimiz elerinde yeterli nakit bulunmadığından mağdur
olmaktadır. Bu nedenle destekleme ödemelerinin ekim sezonunun öncesinde
yapılması gerekmektedir .
9- İzmit’in doğusunda Sapanca Gölünün Batısında yer alan Derbent Bataklık
Mevkii olarak adlandırılan bölge yaklaşık 5 km2 lik bir alanı
kapsamaktadır. Bu bölgenin yaklaşık %35 lik kısmını (1750 da) taban
ziraatı arazisi , %5 lik kısmını (250 da) ise meyve bahçeleri
oluşturmaktadır. Tarımsal amaçlı kullanılabilecek alanlarda eğimin düşük
olması yani düz ve düze yakın olması nedeniyle fazla suyun drene
edilemeyişinden , yağışların fazla olmasından taban suyu yükselmiş bu
verimli topraklardan iki hatta üç ürün alma şansı varken arazinin sadece
belli bölgelerinde sadece tek ürün yazlık üretim yapılmaya
çalışılmaktadır.
Bu bölgede 1970 li yıllarda bir drenaj projesi uygulanmış kurutma kanalı
olarak bir kanal açılmış ve su kaynakları bu kanala bağlanmıştır. Fakat
yıllar içerisinde bu kurutma kanalının yetersiz kaldığı ve görevini yerine
getiremediği görülmüş ve bataklık arazisinde problemin giderilemediği
tespit edilmiştir.
Kurutma kanalının deşarj olduğu sapanca gölü ve İzmit körfezine olan kot
farkından dolayı sürekli dolu olduğu fazla suyun bu nedenle kurutma
kanalına akmadığı ve bulunduğu bölgede kaldığı görülmüştür.
Derbent Bataklığı tabir edilen bu bölgenin kurutulması sonucunda yaklaşık
2000 dekar alanda her türlü tarımın yapılabileceği , Özellikle uzun
yıllardır kullanılmadığından dolayı fazla kimyasal kullanılmayışı
nedeniyle Organik Üretim imkanı sağlanacak buda bölge ve ülke ekonomisine
olumlu yönde katkı sağlayacaktır.
Yukarıda bahsettiğimiz nedenlerden dolayı bölgede yeniden etüt çalışmaları
yapılarak neler yapılabileceğinin tespit edilmesi gerekmektedir.
10- Kocaeli’nin Türkiye imalat sanayi içindeki üretim payı yıllar itibarı
ile artış göstermektedir. İl merkezinde verimli ovaların büyük bir kısmı
sanayi kuruluşlarına ve yerleşim sahalarına kayması nedeniyle verimli
topraklar tarım arazisi olmaktan çıkmıştır. Verimli arazilerimiz üzerine
kurulan sanayii tesislerinin kaldırılamayacağı düşünüldüğünde yeni
yapılacak sanayii kuruluşlarının ve organize sanayi bölgelerinin tarımsal
vasfı düşük arazilere kurulması sağlanmalıdır.
11- Ziraat Bankasının ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin ticari düşünceden
arındırılarak çiftçi ihtiyaçlarına cevap vermesine yönelik çalışmalar
yapılmalıdır.Kredi talebinde bulunan üreticilerimize kolaylık sağlamak
amacıyla bürokratik işlemler azaltılmalıdır. Zirai kredi faiz oranı
enflasyonun altında bir rakam olmalıdır.
12- Çiftçilerimizin üretmiş olduğu ürünlerin alınmasında ve tarımsal
girdilerin üretilmesinde devlet müdahil olmalıdır. Taban Fiyatları
belirlemesinde devlet varlığını hissettirmeli, özellikle gübre üretimi
yapan fabrikaların özelleştirilmesinin önüne geçilmelidir.
Tarımsal K.İ.T.‘ler ve üretme çiftlikleri arpalık olmaktan çıkarılarak,
çiftçilerin amacına uygun kullanılması sağlanmalıdır. Tohumda dışarı
bağımlılıktan kurtulma çalışmaları yapılarak ihtiyaçlarımız karşılanmalı
ve ihracata yönelik AR-GE çalışmalarına yönelinmelidir.
13- Çiftçilerimize yönelik olarak üretici ve pazarlama kooperatifinin
kurulmasına öncelik verilerek Üretici Birliği için Büyükşehir toptancı
halinde İzmit Yaş Sebze ve Meyve Üreticileri Birliği’ne yer verilmelidir.
Aynı zamanda bölgemizde üretilen ürünlerin maddi değerlerinin kaybolmaması
için bölgesel Üretici Borsası kurulmalıdır.
İlimiz Hayvancılığının Sorunları
• Örgütsüzlük
• Devlet desteği eksikliği
• Kaçakçılık
• Girdilerin pahalılığı
• Üretim alanındaki eğitim eksikliği
• Pazarlamada organizasyon eksikliği
• Sistemsizlik
• İşletme mantığının olmaması
• Plansızlık
• Ürün kalitesinin düşüklüğü, satış fiyatlarının düşüklüğü
• İç göç
• Kaliteli damızlık yetersizliği
• Yem sektöründe denetim eksikliği
• Sermaye ve kurumsallaşma yetersizliği
• İşletmelerin küçük olması
• Proje yetersizliği
• Mezbahaların yetersizliği
• Yeterli sağlık hizmeti alamamak
• Mera alanlarının yetersizliği ve korunmaması
• Damızlık hayvanlara sahip çıkılmaması
• Pazarlamadaki tekelleşme
• Dengesiz beslenme
• Yem bitkileri ihtiyacının üretici tarafından karşılanamaması.
• Barınakların bölgesel şartlara uygun olmaması.
• Hayvan barınaklarında teknik yetersizlik
• Üretimde teknolojik yetersizlik
• Kayıt tutma ve soy kütüğü yetersizliği
• Tarım arazilerinin küçük ve parçalı olması
• Teşviklerdeki yetersizlik
• Kredi faizlerinin yüksekliği ve ödeme sürelerinin kısalığı
• Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı
• Kırsal alanda ulaşım ve iletişim sorunları
• Devlete üreticilerin güvensizliği
Çözüm yolları
Üretimde meslek anlayışının gelişmesi
• Hayvansal desteklemelerin arttırılması(Devlet ve sivil toplum
kuruluşları)
• Sektörlere ilişkin fonlar oluşturulmalı
• Girdilerin düşürülmesi
• Üretici birlikler özerk bir yapıya dönüşmeli
• Tüketicilerin eğitimi ve bilinçlendirilmesi (et, süt tüketiminin
artırımı)
• Bireysel hayvancılıktan kurumsal (örgütlü) üretime geçiş
• Üreticiye vergi muafiyeti
• Üretilen ürünlerin kalitesinin arttırılması
• Üreticilerin eğitimi
• Devletin örgütlenmeye teşvikleri
• Yöresel, bölgesel, ulusal planlamanın yapılması
• Yöremizde yetiştirilen damızlık hayvan yetiştiriciliğinde bölgemizin
pilot bölge olarak seçilmesi
• Devletin damızlık hayvan desteği vermesi
• Meraları ıslahı ve korunması
• Üretici örgütlerin uzmanlaşması sağlık ve mühendislik hizmetlerinin
verilmiş olması
• Hayvancılıkta sigorta zorunlu olmalı, sigortacılık anlayışının
geliştirilmesi
• Kırsal alanda ulaşım ve iletişim sorunlarının çözümlenmesi
• Devletin hayvan politikasını belirlemesi
• Üretim planlamasının yapılması
• Toprakların parçalanması ile ilgili sorunların ortadan kalkması
• Miras hukukunun yeniden revize edilmesi
• Kaliteli tohumluk kullanma
• Devletin faizsiz kredi teşvikinin olması
• Kredilerin amacı doğrultusunda kullanılması
• Ziraat bankasının yeniden çiftçi bankası haline dönüştürülmesi
• Tarım kredi kooperatiflerinin asıl amacına dönmesi, devletin elini
çekmesi ve üretici örgütü haline dönüşmesi
• Kredilerde teminatların ve bürokratik engellerin kaldırılması
• Bölge ekolojisine uygun barınakların geliştirilmesi ve planlaması
• Standartlaşma
• Küçük işletme modellerinin geliştirilmesi
• Yerel yönetimlerin aldığı vergi ve harçların kaldırılması
Sorunların çözümünde Devletin yükümlüğü:
• Üretim girdileriyle ürün girdilerinin dengelenmesi
• Eğitimi sürdürülebilir kılarak yaygınlaştırmalı,
• Ürün planlaması yapmalı
• Örgütlenmeye teşvik edilmeli
• Kaçak et girişini önlemeli
• Kesimhanelerin denetlenmesi
• Devlet desteklerinin öncelikle örgütlü yapılara verilmesi
• Kredilendirmedeki bürokrasinin basitleştirilmesi
• Hayvancılıkla ilgili ulusal ölçekte bir politika geliştirilmeli
• Damızlık hayvan yetiştiriciliği ile ilgili destek verilmesi
• Eğitilmiş çiftçilerin öncelikli desteklenmesi
• D.G.D politikası gözden geçirilmeli ürün bazında zamanında ve yerinde
verilmesi
• Bölgesel özelliklere göre hayvancılığı geliştirmeli
• Üreticiye yönelik yasal düzenleme yapılmalı
• Teknoloji kuruluşlarını desteklemeliler
• Toprak reformunun yapılması
• Hazine arazilerinin mera olarak kullanımı sağlanmalı
• Meraların ıslahı ve korunması
• Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımının önlenmesi
• Çiftçi yatırımları kolaylaştırılmalı ve engeller kaldırılmalı
• Kredilerin faizlendirilmesinde çiftçi lehine yeniliklerin yapılması
• Tarım girdilerinde vergi indirimi ve fiyat düşürülmesi
• Devletin sulamaya gerekli önemi vermesi
• Sütçülüğün desteklenmesi teşviklerin artırılması
• Üretim planlaması ve standardizasyon yapılması
• Köylüyü milletin gerçek efendisi haline dönüştürme
• Et ve süt ürünleriyle ilgili tanıtımlara yer verilmeli
Sorunların Çözümünde Üreticilere Düşen Görevler
• Örgütlenmeli (kooperatif, birlik, dernek)
• Örgütler arası dayanışma sağlanması
• Örgütlerine sahip çıkmalı
• Kaliteli ürün geliştirme
• Üreticiler bilgilenmeli
• Toprağa sahip çıkma
• Meralara sahip çıkma
• Hayvancılık meslek edinilmeli
• Üretilen ürünlere sahip çıkma
• Ürün fiyatlarını belirleme
• Rekabet ortamı sağlama
• Köylüler bildikleri ve istedikleri konuda uzmanlaşmalılar
• Bölgemizde uygun bitki yetiştirme
• Toprak analizi talebi yaratmalı
• Teknolojiden yararlanmalı
• Hayvanların kayıt altına alınmasını sağlamak
• Yem bitkileri üretimi yapmalı
• Planlı üretime geçmeli
• Siyasi ve kamuda görevli yöneticileri arasına katmalı
Sorunların Çözümünde Özel Sektöre Düşen Görevler:
• Oluşturulacak tarım fonlarına katkı yapmalı
• Tarımın gelişmesini engelleyecek etkilerden korunmalı
• Standartlara uygun kesimhaneler kurmalı
• Özel sektör pozitif diyalog içerisine girmeli
Sorunların Çözümünde Sivil Toplum Kuruluşlarına düşen görevler :
• Masa başından kalkıp araziye çıkmalılar ve üreticiyle buluşmalılar
• Kamu kurumlarıyla birlikte çiftçiyi yönlendirmeli
• Devlete karşı üreticinin sesi, temsilcisi olmalı
• Üreten kurumlar olmalı
• Örgüt üyesine sahip çıkmalı
• Yenilikleri araştırmalı ve çiftçiye ulaştırmalı
• Bölgelerde örnek işletmeler kurmalı
• Pazarlama organizasyonu yapmalı
• Eğitim çalışmaları yapmalı
Şinasi TUROĞLU
İzmit Ziraat Odası Başkanı
|