Basın Bülteni - Basında ÇıkanlarTarım Takvimi - Yorumlarınız - Linkler - Fotoğraflar - Kocaeli'miz
İzmit Ziraat Odası Internet Sitesine Hoşgeldiniz...  Odamız sayfası içerisinde yaptığımız ve yapmakta olduğumuz çalışmalara ait bilgileri bulabilirsiniz.   İzmit Ziraat Odası Tel : 0 262 321 24 73   Faks : 0 262 323 29 19   .: Adres :. Demiryolu Cad. Belediye İşhanı Doğu Blok Kat:5 İzmit / KOCAELİ 
2003 - 2006 YILI ÇALIŞMA RAPORLARI

2007 - 2011 YILI ÇALIŞMA PROGRAMI

KOCAELİ’DE TARIM

İLİN GENEL TANIMI :

Kocaeli ili Marmara bölgesinin doğusunda yer alır. Kuzeyinde Karadeniz ve İstanbul, doğusunda Sakarya ili, güneyinde Bursa, batısında İstanbul ve Marmara denizi bulunmaktadır.
Asya ile Avrupa’yı birleştiren önemli bir yol kavşağında bulunan Kocaeli ilinin yüz ölçümü 3.527 kilometrekare, nüfusu 1.206 bindir. İlimiz; 7 ilçe(Merkez ilçe-İzmit, Gebze, Gölcük, Kandıra, Karamürsel, Derince ve Körfez) bu ilçelerde 45 belediye ve 242 köyden oluşmaktadır. Merkez İlçede 21 belediye, 68 köy bulunmaktadır. İl genelinde nüfusun yaklaşık % 60’ı şehirde, % 40’ı ise köylerde yaşamaktadır.
Kocaeli ilinde araziler az yüksek, vadilerde fazla yarılmış yaylalar ve tepeler halini almıştır. İkinci zamanda oluşmuş eski araziler, kalker kayalar sularla fazla aşınmış dalgalı bir sahayı andırır. Dağlar güneyden kuzeye doğru itilmiş gibidir. Suları genellikle Karadeniz’e akar.
İlin güneyinde Samanlı dağları bulunmaktadır. En yüksek tepesi Kar Tepedir (1606 m), diğer dağlar ve tepeler ise; Dikmen dağı (1387 m), Naldöken dağı (1125 m), Naz dağı (717 m), Çene dağ (646 m) ve Karatepe dağı (530 m) dır.
Kocaeli ilinin başlıca ovaları İzmit kenti ile Sapanca gölü arasında uzanan düzlükler ile Dilovası’dır. Bunların dışında alanlar dalgalı düzlüklerden oluşmakta olup % 0-5 meyilli alanlar yok denecek kadar azdır.
İlin iklimi İzmit körfezi kıyılarında ılık bir iklim, bu körfezin kuzey ve güneyini kaplayan dağlık kısımlarda daha sert bir iklim gözükür. Sonuç olarak Kocaeli ilinin ikliminin Akdeniz iklimi ile Karadeniz iklimi arasında bir geçiş meydana getirdiği söylenebilir. Yazlar sıcak ve az yağışlı, kışlar yağışlı ve nispeten ılık geçer. Kocaeli’nin Karadeniz’e bakan kıyıları ile güneyde İzmit körfezine bakan kıyıların arasında büyük farklılıklar göze çarpar. Kuzeyde Karadeniz kıyılarında kışlar soğuk olmasına rağmen güneyde kışlar ılıktır. Yağışlar kuzeyden güneye doğru azalır. Karadeniz kıyısında yıllık ortalama yağış miktarı 1000 mm yi geçerken İzmit’te 784,6 mm dir. İlin yıllık ortalama yağış miktarı 764 mm.dir.
Kocaeli’nin bitki örtüsü, genelde Marmara Bölgesi özelliğini taşımakla birlikte, kıyısıyla dağlık alanlar arasında önemli farklılıklar görülür. Ayrıca kuzeyden güneye doğru gidildikçe Karadeniz kıyısına özgü bitki topluluklarının yerini Akdeniz bitkileri almaya başlar.
Samanlı dağları ile Karadeniz kıyısı ardındaki alanlar sık ve nemcil ormanlarla kaplıdır. Bu ormanlar daha çok kayından oluşur. Bazı kesimlerde kayına gürgen, kestane ve meşe de karışır. Samanlı dağlarının yüksek kesimleri iğne yapraklılarla örtülüdür. İzmit körfezi’nin kuzey ve doğusunda Akdeniz iklimine özgü makilere rastlanır.
NÜFUS :
Kocaeli, nüfus büyüklüğü açısından ülkemizin önemli illerinden biridir. İlimizde sanayi ve hizmet sektörünün gelişmesi nüfus hareketlerini de önemli ölçüde etkilemektedir. Doğal artışın yanı sıra göç yoluyla da oluşan artış, ülkemiz ortalamasının çok üstündedir. Kocaeli İli 1.206.085 nüfusa sahip olup km2’ye 344 kişi düşmektedir. Bu nüfusun % 40’ı bucak ve köylerde % 60’ı kent merkezinde oturmaktadır. Nüfus ortalama artış hızı binde 27.04 tür.

Tablo 1 : İLÇELER İTİBARİYLE ŞEHİR VE KÖY NÜFUSLARI
 

İLÇESİ

YÜZÖLÇÜMÜ
(Km ² )

TOPLAM NÜFUS

ŞEHİR NÜFUSU

ORANI
(%)

KÖY NÜFUSU

ORANI
(%)

İZMİT MRK.

996

373.034

195.699

52.46

177.335

47,53

DERİNCE

223

97.283

93.997

96,62

3.286

03,37

GEBZE

604

421.932

253.487

60.07

168.445

39.92

GÖLCÜK

199

107.615

55.790

51,84

51.825

48,15

KANDIRA

933

52.418

12.641

24,11

39.777

75,88

K.MÜRSEL

258

48.508

29.353

60.51

19.155

39.48

KÖRFEZ

314

105.295

81.938

77,81

23.357

22,18

TOPLAM

3.527

1.206.085

722.905

59.93

483.180

40.06

Kaynak : Kocaeli Valiliği

KOCAELİ EKONOMİSİNİN SEKTÖREL DAĞILIMI

Kocaeli yüzölçümü itibariyle Türkiye’nin en küçük illerinden biri olmakla birlikte Ülkenin sanayi üretimi içinde %14.7’lik üretim payı ile sanayileşme hızı bakımından ülkemizin önde gelen illerinden biri durumundadır. İl Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH)' nin sektörler itibariyle dağılımına bakıldığında; %70'lik pay ile Sanayi Sektörü hakim sektör konumundadır. Hizmet Sektörü % 27' lik pay ile 2. sırada yer almakta ve ağırlığı her geçen yıl artmaktadır. Tarım Sektörü' nün il GSYİH içindeki payı ise % 3' tür. Tarımın ekonomideki payının az görünmesinin nedeni ilimizdeki sanayinin çok fazla olmasındandır. Fakat tarımsal değerler bakımından ülkemizdeki yeri 41. sıradadır.

Tablo 2 : KOCAELİ İLİ EKONOMİSİNİN SEKTÖREL DAĞILIMI
 

SEKTÖRLER

% ORAN

TARIM

3

SANAYİ

70

HİZMET

27

TOPLAM

100

KOCAELİ’DE TARIM ve ARAZİ KULLANIM DURUMU

Gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun tarım, tüm ülkeler için insanların temel ihtiyaçlarını karşılaması nedeniyle hayati öneme sahiptir. Çağımızın en son teknolojik olanaklarına sahip gelişmiş ülkeler de tarımsal üretimin vazgeçilemez olduğunun bilincindedirler. Bunun için dünyanın sanayide en gelişmiş ülkeleri bu gün kendi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra dünyaya tarımsal ürün de ihraç etmektedir. Dünyanın birçok bölgesinde yaşanan savaşlar, hızlı nüfus artışları, kuraklık, temel ihtiyaç maddelerinin yetersizliği nedeniyle yaşanan açlık ve ölümler tarımsal üretimin insanlar için yaşamsal önemini çarpıcı bir şekilde göstermektedir.
Ülkemiz ekonomisinin en fazla milli gelire sahip illerinden biri olan Kocaeli vergi ödemesi ve sanayileşme hızında Türkiye’nin en önde gelen illerinden birisidir. İlimiz ekonomisi, sanayi ve hizmet sektörü ağırlıklı olmasına rağmen, tarımsal üretime uygun ekosistemi, hızla çoğalan kent nüfusunun temel ihtiyaçlarının karşılanması, nüfusunun yaklaşık % 40’lık kısmını teşkil eden, belde ve köylerimizin büyük bir bölümünün tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlamakta olduğu, kent merkezinde oturup hala köy katkılı ekonomik yaşam süren birçok ailenin bulunması, ilimiz tarımını önemli kılmaktadır. Ayrıca tarımın kent ekonomisinde payı çok az gözüküyorsa da tarımın kayıt dışı ekonomik katkısı görünenden çok daha fazladır.
İlimizde, tarımda aktif aile başına 42 dekar işlenebilir arazi düşmektedir. Üstelik bu araziler çok parçalıdır. Bu olgu il tarımını küçük ve marjinal işletmelere knalize ettiğini ve tarımda dengesiz bir toprak dağılımının olduğunu göstermektedir. Söz konusu yapı tarımda ekonomik işletmeler kurulmasını zorlaştırmaktadır. Ayrıca uygulanan ekonomik politikalar tarımsal çalışmaları yapılamaz hale getirmiştir.

İlimizin arazi varlığı 350,527 hektardır. Bunun 148,208 hektarı tarım alanı, 11,628 hektarı çayır-mera, 150,105 hektarı orman ve fundalık alanı, 40,586 hektarı ise tarım dışı arazidir. Var olan 148,208 hektar tarım arazisinin 19,235 hektarı sulanabilecek karakterde olmasına rağmen çeşitli yöntemlerle ancak bunun 13,914 hektarı sulanabilmektedir. 134.294 hektar alanda ise kuru tarım yapılmaktadır. Kullanılan tarım arazilerinin 131,350 hektarı tarla tarımı (buğday, arpa, yulaf, endüstri ve yem bitkileri ), 13,254 hektarı meyvelik ve bağdır.


Tablo 3 : KOCAELİ ARAZİ KULLANIM DURUMU

ARAZİ DAĞILIMI

YÜZÖLÇÜMÜ (HEKTAR)

TAIM ALANI

148.208

ÇAYIR VE MERA

11.628

ORMAN ve FUNDALIK

150.105

TARIM DIŞI ALAN

40.586

TOPLAM

350.527


Kocaeli ilinde yetiştirilen tarımsal ürünler

Tahıllar; tarım arazilerinin önemli bir bölümünü kaplar. İl de hububat ekilişleri ile münavebeli olarak, mısır ve ayçiçeği ekimi yapılmaktadır. Genç nüfusun iş bulurum umuduyla kentlere göç etmesi sonucu kırsalda kalan nüfusun yaşlanması, hububat ekilişinde tarla sürümünden hasadına kadar bütün çalışmaların makine ile yapılması ile kolaylaşması nedeniyle çiftçiler hububat ekilişlerini tercih etmektedirler. Her ne kadar buğday fenolojisi ilimize uymuyorsa da bu kesimde yaşayanların geleneksel üretim biçimidir buğday.Kocaeli ilinde toplam 53740 ha alanda tahıl ekimi yapılmaktadır. Bunun 30.595 hektarı buğday, 9825 hektarı arpa, 13320 hektarı ise yulaftır. 11867 ha alanda ise dane, hasıl ve silajlık mısır ekimi yapılmaktadır.

Yem bitkileri ekilişleri ve hayvancılık:

 İnsan beslenmesi, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de çağımızın sorunlarının başında gelmektedir. Beslenme denilince akla yeterli ve dengeli beslenme gelir. Vücudun ihtiyaç duyduğu besin maddeleri yeterli miktarda almak önemlidir. Yeterli ve dengeli beslenmenin başında proteinli besinler gelir. Proteinli besin maddeleri iki kaynaktan sağlanır.
Bunlardan birisi hayvansal kaynaklı proteinlerdir. Bunun içinde büyük ve küçük baş hayvan yetiştiriciliği, birim hayvandan en fazla ürün almak ve maliyetini en aza indirmek çok önemlidir.
İlimizde çayır-mera alanları yok denecek kadar az olması, ilin Anadolu, Avrupa ulaşım yolu üzerinde bulunması hayvanları olası bulaşıcı hayvan hastalıklarından korumak amacı hayvancılığımızın nitelik ve nicelik olarak değişimine yol açmıştır. Bu anlamda ilimiz hayvancılığı mera hayvancılığından kapalı ve yarı açık ahır hayvancılığına dönüşmüş, hayvan sayısı azalırken saf ve melez ırkların sayısı artmıştır. Yarı açık ahırların yaygınlaşmasında İzmit Ziraat Odasının uyguladığı AB destekli yarı açık ahırlarda hayvan yetiştiriciliği eğitimi projesi ve yaptığı yayım çalışmaları etkili olmuştur. Oluşan bilinç ve ekonomik koşullar nedeniyle üreticilerimiz yarı açık ahırlarda kültür ırkı süt ve besi hayvancılığına yönelirken var olan aile işletmeleri yerine ekonomik işletmeler kurmaktadırlar. Geçmiş yıllarda hayvanların yem girdilerini karşılamak üzere Özel İdare Müdürlüğünce desteklenen ve tarım İl Müdürlüğü tarafından tohumu dağıtılan fiğ ve yonca ekiliş alanları katlanarak artmış, ancak yem bitkileri ekilişi, genel ekiliş alanlarına göre yeterli değildir. Ayrıca; 2006 yılında İl Müdürlüğü tarafından fiğ tohumu getirilememesi büyük sorun olmuştur.
Ülkemizde kırmızı et üretiminin azalması sonucu ortaya çıkan hayvansal protein açığını kapatmak için kullanılan ürünlerden biriside tavuk etidir. Et ve yumurta tavukçuluğu, ilin en önde gelen hayvancılık kollarından birisidir. Tavuk ürünleri üretiminde ilimizin en büyük avantajı, Türkiye’nin en yoğun nüfus yapısına sahip olması ve büyük metropollere yakınlığıdır. Tavukçuluğun gelişmesinde 1990’lı yıllarda uygulanan teşvik programları ve firmaların günümüzde de işletmelerle uygulamasını sürdürdüğü sözleşmeli üretim sistemi etkili olmuştur. İlin kanatlı üretimi yıldan yıla artmış ancak bu sektör olumsuzluklardan kolayca etkilenmiş/etkilenmektedir (kuş gribi gibi).
İlimiz ikliminin Karadeniz ve Akdeniz iklimi arasında geçiş bölgesi olması nedeniyle florasının uygunluğu, Trakya gibi ayçiçeği ekiliş alanlarına yakınlığının sağladığı avantajla İlimizde arıcılık yapılmakta ve her geçen yıl arı koloni sayısı artmaktadır. İlimizde gezginci arıcılık yapılmaktadır.
İlimizde koyun ve keçi yetiştiriciliği meraların yetersiz olmasına bağlı olarak hızla gerilemektedir. İldeki koyunların büyük bir bölümü kıvırcık ırkındandır. Az sayıda dağlıç ile meraklıların yetiştirdiği sakız koyunu bulunmaktadır. Kocaeli’ de 58027 adet kültür ırkı ve melezi büyük baş, 54010 adet küçükbaş hayvan vardır.

Baklagiller : Genel olarak Kocaeli ilinde fasulye, bakla ve bezelyenin ekiliş alanı 235 hektar civarındadır.

Sanayi Bitkileri : Kocaeli ilinde yaygın olarak keten üretimi yapılırken bu gün sadece Kandıra ilçemizde keten tohumu ekimi yapılmaktadır. Ülkemizde yağ açığının artması ile Ayçiçeği ekiliş alanları da yaygınlaşmaktadır. Ayçiçeği ve mısır tahıllarla münavebeli olarak ekilmektedir. İlde toplam ayçiçeği ekiliş alanı 1186 hektar, şeker pancarı ekiliş alanı ise 55 hektardır.
Sebzecilik, Seracılık ve meyvecilik: Çevresinde yer alan yüksek dağlarla kuzey rüzgarlarından korunan, ılıman iklimli körfez çevresi sebzeciliğe çok uygundur. Ulaşımın gelişmesi, tüketim merkezlerine yakınlık, meyve ve sebze yetiştiriciliğinin üreticilere iyi gelir getirmesi nedeniyle bölgede sebzeciliği yapılabilir kılmaktadır. Üreticiye sağlanan desteklerle birim alanda daha fazla ürün almak üzere seralarda sebzecilik son yıllarda hızlı bir gelişme göstermiştir. Merkez, Karamürsel ve Gebze ilçelerimiz ve köylerinde yaygın olarak seracılık yapılmaktadır. Seracılığın geliştiği yerler merkez ilçede; Bayraktar, Kullar, Yuvacık, Eşme ve çevresi, Gebze ilçesinde Kadıllı, Karamürsel ilçesinde Tepeköy’ dür. Bu seralarda özellikle hiyar, domates, marul ve taze fasulye yetiştiriciliği yapılmaktadır.
Elma bölgede en çok üretilen meyvedir. Eşme ayvası ülke çapında ünlüdür. İl tarımında, incir, erik, şeftali, fındık üretimi de önemli bir yer tutmaktadır. Merkez, Kandıra ve Karamürsel ilçelerinde çilek yetiştiriciliği yaygınlaşmakta, üretici önemli gelir elde etmektedir.
Kocaeli ilinde, 3577 ha alanda sebzecilik yapılmaktadır. Sera alanı ise 453 dekardır. 13168 hektar alanda ise meyvecilik yapılmaktadır.
Kocaeli ilinin toplam arazi varlığı 350.527 hektar olup kullanımına göre dağılımı tabloda görüldüğü gibidir.

Tablo 4 : KOCAELİ TARIM ARAZİLERİ KULLANIM DURUMU

TARLA TARIMI

131.350 Ha

SEBZE

    3.392 Ha

MEYVE

       13.254 Ha

SÜS BİTKİLERİ

     32,033 Ha

TOPLAM

148.208 Ha


İZMİT ZİRAAT ODASI VE TARIMA BAKIŞI

Özellikle belde ve köylerde geçimini tarımla sağlayan insanlarımızın örgütlenmesinde en önemli mesleki kuruluş ve sivil toplum örgütü Ziraat Odalarıdır. İzmit Ziraat Odası 1963 yılında kurulmuş olup günümüze kadar faaliyetlerine devam etmektedir. Şu anda gerek üye gerekse temsilcilikler vasıtasıyla İzmit’teki tüm belde ve köylerimizde temsil edilmektedir.6000 e yakın üyesiyle kentimizin en güçlü üye yapısına sahip sivil toplum örgütlerinden biri olan odamız 6964 sayılı kanunla kurulmuş olup, çiftçilerimizin mesleki hizmetlerini görmek, tarım sektörünün gelişmesine çalışmak, devletin tarımsal plan ve programının gerçekleşmesine yardımcı olmak, çiftçinin genel ihtiyaç ve mesleki faaliyetlerinde kolaylık, birbirlerine ve devletle ilişkilerinde dürüstlük ve güveni hakim kılmak amacıyla kurulmuş tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde sivil yönetime sahip kuruluştur.
Çiftçilerin devlet ile ilişki ve işbirliğini sağlayan Ziraat Odalarının en önemli görevlerinden biride çiftçilerimizin haklarını, menfaatlerini korumak ve kollamaktır.
Hepimizin kabul edeceği gibi ziraat son yıllarda ülkemizde son derece ihmal edilmiş, çiftçilik zor koşullarda adeta yapılamayacak duruma gelmiştir. Az bir zaman öncesine kadar dünyanın kendi kendine yeten tarım ürünleri yetiştirebilen yedi ülkesinden biri olan ülkemiz günümüzde kurufasulye, nohut, mercimek, susam, buğday ve hayvan ithal eder duruma gelmiştir. Ülkemizin her şeye rağmen sanayii anlayışı içinde olduğu dönemlerde uygulanan yanlış tarım politikaları bu duruma gelmemizin en önemli etkenleridir.
Her gün artan tarımsal girdi fiyatlarına karşın, maliyetlerinin altında satılan tarımsal ürünler çiftçimizi ziraatı yapmamanın, yapmaktan daha iyi olacağı bir duruma getirmiştir. Biz İzmit Ziraat Odası olarak bu durumun en önemli nedenin devletimizin ulusal bir tarım politikası belirlememesinin neden olduğu bilincinde olarak ülke tarımının kalkınması için en önemli sorunun tarımsal üretim planlaması ve desteklemeleri olduğu gerçeğini görmekteyiz.

KOCAELİ’DE TARIMIN SORUNLARI

1- Desteklemelerin tarımın vazgeçilmez unsurlarından olduğu unutulmamalıdır. Ülkemizde uygulanmakta olan Doğrudan Gelir Desteği tek başına değil, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi diğer tarımsal girdilerin ( gübre, tohum, ilaç gibi) de desteklenmesiyle, artırılarak yapılmalıdır. Türk çiftçisinin Dünyadaki diğer rakipleri ile rekabet edebilmesi buna bağlıdır. Tarımsal girdi alımında çiftçi tarafından verilen KDV ve ÖTV oranının alınmaması bile çiftçiye verilecek en iyi destekleme olacaktır.
2- Ülkemiz insanlarının temel ihtiyaç maddelerinden olan hayvansal ürünlerin temini, giderek zorlaşmaktadır. Bunun en önemli nedeni; özellikle büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığımızda yaşanan ciddi düşüşlerdir. Deprem sonrası hayvansal varlığı yarı yarıya düşen(1999 yılı öncesinde İlimiz büyükbaş hayvan varlığı 102 bin iken günümüzde bu rakam yaklaşık 60 bine düşmüştür). Bu önemli düşüşün birinci nedeni ekonomik olamayan hayvancılıktan, üreticinin giderek uzaklaşmasıdır. Ancak 2002 yılı şubat ayından itibaren yaşanan et ve süt fiyatlarındaki canlanma hayvancılığa yeni talepler oluşturmuştur.
Fakat 2005 yılında yaşanan dalgalanmalar hayvancılık işletmelerini zor duruma sokmuştur. İlimizdeki hayvancılığın geliştirilmesine yönelik hükümetin uygulayacağı politikalarda ilimizin mağduriyetinin giderilmesine çalışılmalıdır. İlimiz Hayvancılıkta Kalkınmada Öncelikli Bölge kapsamına alınmalıdır. Organize hayvancılık bölgeleri oluşturularak OSB lere sağlanan teşvik ve muafiyetlerden faydalanması sağlanmalıdır. İlimiz meralarımızın ve otlaklarımızın azlığı, arazi parçalanmasının çok fazla olması ve çok küçük bir yüzölçümüne sahip olması nedeniyle Süt İneklerinden ziyade Damızlık Hayvan Yetiştiriciliği için ideal bir bölgedir. Kocaeli bu konuda gerekli destek ve teşvikler sağlanarak ülkemizin damızlık hayvan ihtiyacının karşılanmasında hedef olmalıdır.

3- İlimizdeki ekonomik olarak sulanabilecek arazi varlığı 19.239 hektar olup, bu rakam il tarım alanlarının %12.27 sine denk gelmektedir. Türkiye genelinde ise tarım alanlarının 27 milyon hektar olduğu dikkate alındığında bu alanın sadece 8,5 milyon hektarının (%31.8) ekonomik olarak sulanabilecek yapıya sahiptir. Bu oran ilimizde yaklaşık 1/3 daha düşüktür.
İlimizde devlet sulamalarının 1470 hektarı (%16,73) Devlet su işleri, kalan 7319 hektarı(%83.27) ise Köy Hizmetler İl Müdürlüğünün Kocaeli Büyükşehir Belediyesine devredilmesi ile Büyükşehir belediyesi tarafından yürütülmektedir. Geri kalan kısmı ise halk sulaması olarak yapılmaktadır. Kocaeli’ de gerek Devlet Su İşleri Gerekse Büyükşehir Belediyesi sorumluluğunda olan 12 adet gölet bulunmaktadır. Ancak bu göletlerin sulama amacı ile kullanımı kapasitelerinin çok altındadır. Bunun nedenlerinin başında 1999 depreminden sonra sulama şebekelerinin hasar görmesi ve trapez sulama şebekesi olan göletlerin de kanal temizlik çalışması yapılmadığından dolayı atıl duruma geçmiştir. Göletlerimizin kanal ve kanaletlerinin temizlenmesi ve kullanılabilir hale getirilmesi gerekmektedir.

4- Devlet işletmesinde göletlerin yanı sıra İzmit Adapazarı arasında bulunan Sapanca Gölü’ de İlimizin önemli su rezervuar alanlarından birisidir. Marmara Bölgesi'nin doğu kesimin de, Adapazarı Ovasını İzmit Körfezi oluğuna birleştiren uzun bir çukurun doğu yarısında yer alan tatlı su gölüdür.
Özelikle Kocaeli de bazı sanayi kuruluşlarının ve geçmiş yıllarda faal olan şu anda kapatılmış bulunan Seka fabrikasının kullanma suyu bu gölden karşılanmakta idi. Göl kenarında bulunan pompa istasyonu ile su bu fabrikaya ara terfi istasyonları sayesinde aktarılmakta idi. Yaklaşık 20-40 km uzaklıktaki sanayi kuruluşlarının kullanma suyu ihtiyacı da bu gölden karşılanmaktadır.
İzmit Merkez ilçeye bağlı bulunan Eşme, Maşukiye, Uzuntarla beldeleri ile Avluburun Köyü İzmit’te üretilen yaklaşık 14000 ton meyvenin büyük bölümünü karşılamaktadır. Sapanca Bahsi geçen 3 belde ve 1 köy Sapanca gölünün sulama amaçlı kullanıma açılmasıyla beraber meyvecilik alanlarında sulama yapma imkanı bulacaklardır. Özellikle meyvecilik alanlarında sulamanın verim ve kaliteyi artırdığı çok açık bir şekilde görülmektedir. Sulama imkanı bulan üreticilerimiz modern tarımın gereği olan işlemleri daha kolay yapabilecekler ve bu üretime de olumlu olarak yansıyacaktır. Özellikle meyvecilik alanlarında son yıllarda kullanılmaya başlayan damlama sulama sistemleri ile bitkinin ihtiyacı olan suyu zamanında ve ihtiyaç olduğu kadar kullanma olanağı sağlanacaktır

5- İlimizin arazi yapısının parçalı ve ufak araziler şeklinde olması nedeniyle her bir parçadan numune almak ve bu numuneleri çevre illerdeki toprak tahlil laboratuarlarında tahlil ettirmek ufak aile işletmeleri için mümkün olmadığından, fazla ve bilinçsizce kullanılan gübreler toprak yapısının bozulmasına ve çevre kirliliğine yol açmaktadır. Bunların önüne geçmek amacıyla İlimizde Toprak Tahlil Laboratuarı kurulmalı ve üreticilerimiz eğitimden geçirilerek bunun önemi anlatılmalı ayrıca numune alma ve laboratuara numunenin naklinde katkı sağlanmalıdır.

6- Özel İdarede olduğu gibi Sosyal Yardımlaşma Vakfı ve Orköy imkanları tarımsal amaçlı üretimin yapılanmasına yönlendirilmelidir. Özellikle Sosyal Yardımlaşma Vakfı tarafından finanse edilen projelerde , AB yolunda ilerlediğimiz şu günlerde sosyal güvencesi olmayan insan kalmayacağı sürekli telaffuz edilmekte olduğu halde projelerden faydalanacakların kriterleri belirlenirken, Tarım Bağkur’ undan faydalanan üreticilerimizin bu tip projelerden faydalanmalarının önüne geçilmektedir. Sosyal Yardımlaşma Vakfı tarafından finanse edilen projelerde bu aksaklığın giderilmesi gerekmektedir. Kocaeli Toprak ve arazi bakımından oldukça fakir bir ildir. Bu nedenle birim alandan yüksek getirisi olan seracılık, mantarcılık, çiçekçilik vb. tarımsal faaliyetler tercih edilerek çiftçilere yöreye özgü projeler üretilmelidir. Bu projelerin uygulamasında ürünün yetiştirme aşamalarından pazarlamasına kadar eğitim çalışmaları düzenlenmelidir. İstanbul gibi bir metropole yakın olmanın avantajı ile ilimiz topraklarını seralardan oluşan sebze bahçelerine dönüştürmek ve bu ürünü İstanbul’a pazarlamak hedefler arasında olmalıdır.

7- Fındıkçılıkla geçimini sağlayan insanlarımızın mağduriyeti giderilerek İzmit ilçemizin de fındık ekimi yapılabilecek alanlar içerisine alınması sağlanmalıdır. İzmit gerek arazi yapısı gerekse ekosistem olarak fındık ekimi için ideal bir bölgedir. Fındık alım merkezleri ilimizde mutlaka kurulmalıdır.

8- Doğrudan Gelir Desteği vb. destekleme ödemeleri üretim sezonunu takip eden yıl yapılmaktadır. Nihai ürüne desteklemeler en net sonuç alınan,ticari olarak büyük çaplı tarımsal ürün üretmeyi teşvik eden , profesyonel çiftçiliği getiren bir destekleme yöntemidir. Oldukça iyi bir yöntemdir. Ancak tarımsal sorunlarını aşmış , küçük çiftçi sayısı oldukça azdır. Çiftçilerin yeterli sermaye büyüklüğüne sahip olduğu ülkeler için nihai ürün desteklemeleri idealdir. Oysa Kocaeli nüfusunun yaklaşık %40 ‘ı kırsalda yaşamakta, ortalama işletme büyüklüğü 4 ha. , işletmelerin çoğu geçimlik , öz tüketime yönelik üretimde bulunmaktadır. Bu şartlarda nihai üretime destekleme verilirse , çoğunluğu küçük çiftçi olan üreticimizin ürüne ulaşarak desteklemeyi alması imkansız hale gelecektir. Mazotu olmadığı için tarlasını süremeyen, parası olamadığı için kaliteli tohum kullanamayan , gübresi olmadığı için tarlasına atamayan küçük çiftçinin elinde sınırlı olan üretkenlik gücü de tamamen alınmış olacaktır. Bu nedenle üreticimizin mutlaka ekim öncesinde ve ürününe göre bakım döneminde desteklenmesi gerekmektedir. Çiftçiye yapılacak en iyi destekleme zamanında yapılan desteklemedir. Yani üretici üreteceği ürünün girdilerini ekim sezonundan önce temin etmekte ve maddi gücü yeterli olmayan üreticilerimiz elerinde yeterli nakit bulunmadığından mağdur olmaktadır. Bu nedenle destekleme ödemelerinin ekim sezonunun öncesinde yapılması gerekmektedir .

9- İzmit’in doğusunda Sapanca Gölünün Batısında yer alan Derbent Bataklık Mevkii olarak adlandırılan bölge yaklaşık 5 km2 lik bir alanı kapsamaktadır. Bu bölgenin yaklaşık %35 lik kısmını (1750 da) taban ziraatı arazisi , %5 lik kısmını (250 da) ise meyve bahçeleri oluşturmaktadır. Tarımsal amaçlı kullanılabilecek alanlarda eğimin düşük olması yani düz ve düze yakın olması nedeniyle fazla suyun drene edilemeyişinden , yağışların fazla olmasından taban suyu yükselmiş bu verimli topraklardan iki hatta üç ürün alma şansı varken arazinin sadece belli bölgelerinde sadece tek ürün yazlık üretim yapılmaya çalışılmaktadır.
Bu bölgede 1970 li yıllarda bir drenaj projesi uygulanmış kurutma kanalı olarak bir kanal açılmış ve su kaynakları bu kanala bağlanmıştır. Fakat yıllar içerisinde bu kurutma kanalının yetersiz kaldığı ve görevini yerine getiremediği görülmüş ve bataklık arazisinde problemin giderilemediği tespit edilmiştir.
Kurutma kanalının deşarj olduğu sapanca gölü ve İzmit körfezine olan kot farkından dolayı sürekli dolu olduğu fazla suyun bu nedenle kurutma kanalına akmadığı ve bulunduğu bölgede kaldığı görülmüştür.
Derbent Bataklığı tabir edilen bu bölgenin kurutulması sonucunda yaklaşık 2000 dekar alanda her türlü tarımın yapılabileceği , Özellikle uzun yıllardır kullanılmadığından dolayı fazla kimyasal kullanılmayışı nedeniyle Organik Üretim imkanı sağlanacak buda bölge ve ülke ekonomisine olumlu yönde katkı sağlayacaktır.
Yukarıda bahsettiğimiz nedenlerden dolayı bölgede yeniden etüt çalışmaları yapılarak neler yapılabileceğinin tespit edilmesi gerekmektedir.

10- Kocaeli’nin Türkiye imalat sanayi içindeki üretim payı yıllar itibarı ile artış göstermektedir. İl merkezinde verimli ovaların büyük bir kısmı sanayi kuruluşlarına ve yerleşim sahalarına kayması nedeniyle verimli topraklar tarım arazisi olmaktan çıkmıştır. Verimli arazilerimiz üzerine kurulan sanayii tesislerinin kaldırılamayacağı düşünüldüğünde yeni yapılacak sanayii kuruluşlarının ve organize sanayi bölgelerinin tarımsal vasfı düşük arazilere kurulması sağlanmalıdır.

11- Ziraat Bankasının ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin ticari düşünceden arındırılarak çiftçi ihtiyaçlarına cevap vermesine yönelik çalışmalar yapılmalıdır.Kredi talebinde bulunan üreticilerimize kolaylık sağlamak amacıyla bürokratik işlemler azaltılmalıdır. Zirai kredi faiz oranı enflasyonun altında bir rakam olmalıdır.

12- Çiftçilerimizin üretmiş olduğu ürünlerin alınmasında ve tarımsal girdilerin üretilmesinde devlet müdahil olmalıdır. Taban Fiyatları belirlemesinde devlet varlığını hissettirmeli, özellikle gübre üretimi yapan fabrikaların özelleştirilmesinin önüne geçilmelidir.
Tarımsal K.İ.T.‘ler ve üretme çiftlikleri arpalık olmaktan çıkarılarak, çiftçilerin amacına uygun kullanılması sağlanmalıdır. Tohumda dışarı bağımlılıktan kurtulma çalışmaları yapılarak ihtiyaçlarımız karşılanmalı ve ihracata yönelik AR-GE çalışmalarına yönelinmelidir.

13- Çiftçilerimize yönelik olarak üretici ve pazarlama kooperatifinin kurulmasına öncelik verilerek Üretici Birliği için Büyükşehir toptancı halinde İzmit Yaş Sebze ve Meyve Üreticileri Birliği’ne yer verilmelidir. Aynı zamanda bölgemizde üretilen ürünlerin maddi değerlerinin kaybolmaması için bölgesel Üretici Borsası kurulmalıdır.

İlimiz Hayvancılığının Sorunları
• Örgütsüzlük
• Devlet desteği eksikliği
• Kaçakçılık
• Girdilerin pahalılığı
• Üretim alanındaki eğitim eksikliği
• Pazarlamada organizasyon eksikliği
• Sistemsizlik
• İşletme mantığının olmaması
• Plansızlık
• Ürün kalitesinin düşüklüğü, satış fiyatlarının düşüklüğü
• İç göç
• Kaliteli damızlık yetersizliği
• Yem sektöründe denetim eksikliği
• Sermaye ve kurumsallaşma yetersizliği
• İşletmelerin küçük olması
• Proje yetersizliği
• Mezbahaların yetersizliği
• Yeterli sağlık hizmeti alamamak
• Mera alanlarının yetersizliği ve korunmaması
• Damızlık hayvanlara sahip çıkılmaması
• Pazarlamadaki tekelleşme
• Dengesiz beslenme
• Yem bitkileri ihtiyacının üretici tarafından karşılanamaması.
• Barınakların bölgesel şartlara uygun olmaması.
• Hayvan barınaklarında teknik yetersizlik
• Üretimde teknolojik yetersizlik
• Kayıt tutma ve soy kütüğü yetersizliği
• Tarım arazilerinin küçük ve parçalı olması
• Teşviklerdeki yetersizlik
• Kredi faizlerinin yüksekliği ve ödeme sürelerinin kısalığı
• Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı
• Kırsal alanda ulaşım ve iletişim sorunları
• Devlete üreticilerin güvensizliği

Çözüm yolları

Üretimde meslek anlayışının gelişmesi
• Hayvansal desteklemelerin arttırılması(Devlet ve sivil toplum kuruluşları)
• Sektörlere ilişkin fonlar oluşturulmalı
• Girdilerin düşürülmesi
• Üretici birlikler özerk bir yapıya dönüşmeli
• Tüketicilerin eğitimi ve bilinçlendirilmesi (et, süt tüketiminin artırımı)
• Bireysel hayvancılıktan kurumsal (örgütlü) üretime geçiş
• Üreticiye vergi muafiyeti
• Üretilen ürünlerin kalitesinin arttırılması
• Üreticilerin eğitimi
• Devletin örgütlenmeye teşvikleri
• Yöresel, bölgesel, ulusal planlamanın yapılması
• Yöremizde yetiştirilen damızlık hayvan yetiştiriciliğinde bölgemizin pilot bölge olarak seçilmesi
• Devletin damızlık hayvan desteği vermesi
• Meraları ıslahı ve korunması
• Üretici örgütlerin uzmanlaşması sağlık ve mühendislik hizmetlerinin verilmiş olması
• Hayvancılıkta sigorta zorunlu olmalı, sigortacılık anlayışının geliştirilmesi
• Kırsal alanda ulaşım ve iletişim sorunlarının çözümlenmesi
• Devletin hayvan politikasını belirlemesi
• Üretim planlamasının yapılması
• Toprakların parçalanması ile ilgili sorunların ortadan kalkması
• Miras hukukunun yeniden revize edilmesi
• Kaliteli tohumluk kullanma
• Devletin faizsiz kredi teşvikinin olması
• Kredilerin amacı doğrultusunda kullanılması
• Ziraat bankasının yeniden çiftçi bankası haline dönüştürülmesi
• Tarım kredi kooperatiflerinin asıl amacına dönmesi, devletin elini çekmesi ve üretici örgütü haline dönüşmesi
• Kredilerde teminatların ve bürokratik engellerin kaldırılması
• Bölge ekolojisine uygun barınakların geliştirilmesi ve planlaması
• Standartlaşma
• Küçük işletme modellerinin geliştirilmesi
• Yerel yönetimlerin aldığı vergi ve harçların kaldırılması

Sorunların çözümünde Devletin yükümlüğü:

• Üretim girdileriyle ürün girdilerinin dengelenmesi
• Eğitimi sürdürülebilir kılarak yaygınlaştırmalı,
• Ürün planlaması yapmalı
• Örgütlenmeye teşvik edilmeli
• Kaçak et girişini önlemeli
• Kesimhanelerin denetlenmesi
• Devlet desteklerinin öncelikle örgütlü yapılara verilmesi
• Kredilendirmedeki bürokrasinin basitleştirilmesi
• Hayvancılıkla ilgili ulusal ölçekte bir politika geliştirilmeli
• Damızlık hayvan yetiştiriciliği ile ilgili destek verilmesi
• Eğitilmiş çiftçilerin öncelikli desteklenmesi
• D.G.D politikası gözden geçirilmeli ürün bazında zamanında ve yerinde verilmesi
• Bölgesel özelliklere göre hayvancılığı geliştirmeli
• Üreticiye yönelik yasal düzenleme yapılmalı
• Teknoloji kuruluşlarını desteklemeliler
• Toprak reformunun yapılması
• Hazine arazilerinin mera olarak kullanımı sağlanmalı
• Meraların ıslahı ve korunması
• Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımının önlenmesi
• Çiftçi yatırımları kolaylaştırılmalı ve engeller kaldırılmalı
• Kredilerin faizlendirilmesinde çiftçi lehine yeniliklerin yapılması
• Tarım girdilerinde vergi indirimi ve fiyat düşürülmesi
• Devletin sulamaya gerekli önemi vermesi
• Sütçülüğün desteklenmesi teşviklerin artırılması
• Üretim planlaması ve standardizasyon yapılması
• Köylüyü milletin gerçek efendisi haline dönüştürme
• Et ve süt ürünleriyle ilgili tanıtımlara yer verilmeli

Sorunların Çözümünde Üreticilere Düşen Görevler

• Örgütlenmeli (kooperatif, birlik, dernek)
• Örgütler arası dayanışma sağlanması
• Örgütlerine sahip çıkmalı
• Kaliteli ürün geliştirme
• Üreticiler bilgilenmeli
• Toprağa sahip çıkma
• Meralara sahip çıkma
• Hayvancılık meslek edinilmeli
• Üretilen ürünlere sahip çıkma
• Ürün fiyatlarını belirleme
• Rekabet ortamı sağlama
• Köylüler bildikleri ve istedikleri konuda uzmanlaşmalılar
• Bölgemizde uygun bitki yetiştirme
• Toprak analizi talebi yaratmalı
• Teknolojiden yararlanmalı
• Hayvanların kayıt altına alınmasını sağlamak
• Yem bitkileri üretimi yapmalı
• Planlı üretime geçmeli
• Siyasi ve kamuda görevli yöneticileri arasına katmalı

Sorunların Çözümünde Özel Sektöre Düşen Görevler:

• Oluşturulacak tarım fonlarına katkı yapmalı
• Tarımın gelişmesini engelleyecek etkilerden korunmalı
• Standartlara uygun kesimhaneler kurmalı
• Özel sektör pozitif diyalog içerisine girmeli

Sorunların Çözümünde Sivil Toplum Kuruluşlarına düşen görevler :

• Masa başından kalkıp araziye çıkmalılar ve üreticiyle buluşmalılar
• Kamu kurumlarıyla birlikte çiftçiyi yönlendirmeli
• Devlete karşı üreticinin sesi, temsilcisi olmalı
• Üreten kurumlar olmalı
• Örgüt üyesine sahip çıkmalı
• Yenilikleri araştırmalı ve çiftçiye ulaştırmalı
• Bölgelerde örnek işletmeler kurmalı
• Pazarlama organizasyonu yapmalı
• Eğitim çalışmaları yapmalı

Şinasi TUROĞLU
İzmit Ziraat Odası Başkanı
 

Anasayfa - Hakkımızda - Duyurular - AB Projesi - İletişim - Basın Bülteni - Basında Çıkanlar - Tarım Takvimi - Yorumlarınız - Linkler - Fotoğraflar - Kocaeli'miz

 Kocaeli Bilişim tarafından hazırlanmıştır